20/2/2007 - Vahy' in Gölgesinde......

Her gördüğün geniş yüreğe, ruhunu kemiren yalnızlığını anlatmak, anlatıp medet umdukça, seni anlayamayan, anlama çabasında olan bir çift gözle karşı karşıya kalmak,
bu kalmalarda yalnızlığı, en deriniden, en acısından, en keskininden, en can yakıcısından, en tarifsizinden iyice yaşamak… milyarlarca insanın nefes alı verdiği koskoca bir dünyada, sanki bir hücrede hapsolmuş hissine kapılmak…..
Ve bu yalnızlıklarda aşka sarılamak… aşkın boyasına boyanmak, aşkın deryasında boğulmak, aşkı arzulamak, yanlış olduğuna inandığın aşklardan kaç(ama)mak….. ve bu kargaşanın içerisinde yaşamak…..
Aşkalara şahit olmak; sonu huzura, sonu vuslata, sonu yalnızlığa, sonu ayrılıga, sonu ölüme, sonu sonsuzluga varan asklara sahit olmak…. Korkmak ama yinede aska sarılmak…..
Düşünceler beliriyor içimde, akla sadık kalmaya çalışıyorum, idraksizligin tehlikeli uçurumlarında dolasıyorum…. Her bir anlamsızlıgı ve bunun yaydıgı karanlıgı, inancımla aydınlatıyorum…
Vahy’in ilahi kaideleriyle, mantıgın, bazı gerçekleri yok sayan kesin kuramları arasındaki ince ve keskin çizgilerinde savaslar veriyorum ve hep kazanıyorum… her bilinmezin manasını, her karanlıgın ısıgını, her kilidin anahtarını, her sorunu cevabını, 6666 ayette buluyorum…
Buldukça ben ben oluyorum, dahada güçleniyorum, yaradılıs gayeme eriyorum…..
Ben yaşıyorum, yasadıkça bir seyler öğreniyorum, yasadıkça büyüyor, yasadıkça hayatı çözüyorum, ben ben oluyorum, ben benliğimde kayboluyorum, hiçlikte yeniden var oluyorum…
Uzun cümleler kuruyorum, hayatı yorumluyorum…
Varolusun hikmetini sorguluyorum,
Acizliğimin farkına varıyorum….
Hayret vadisine düşüyor, Yaradana sığınyorum,
Yoruluyor, duruluyorum, durağan zamanlar ve
Fırtınadan önceki sessizlikler yaşıyorum…
Bir yüzüm aydınlık, bir yüzüm karanlık,
Bilmiyorum susuyorum,
Biliyorum, haykırmaya korkuyorum…
Sonra yeniden cesurca koşmaya başlıyorum..
Her geçen gün gelişiyorum, değisiyorum,
Yaşadıklarımın derin manası ve dermansız gibi gelen sızılarıyla, kavruluyorum,
Acılarımın mayasıyla yuğruluyorum
Kah ağlıyor ,kah gülüyorum, kah idarkin doruklarına çıkıyorum,
Kah, anlayamadıklarımın, kavrayamadıklarımın uçurumunda dolasıyorum,
Bazen anladıklarımın, bazende anlayamadıklarımın, huzursuzlugunu yasıyorum…
Her dönem değisiyor, söylediklerim,
Anlamak ve anlatmak istediklerim,
Her dönemde hazımsızlıklar yaşıyorum,
Anlamsızlıklara sataşıyorum ,
Hakikatim deyip sarıldıklarımın dışında, her ne varsa savaşıyorum,
Ben ben oluyorum, bu savaşlarda…
Mücadele edip, sahip olduğum yeni gerçeklerin huzuruna kavuşuyorum..
Her dönemde , kendi derinliklerimde anlamsızlıklar buluyorum,
Yine yeniden, kendi kendime savaslar doguruyorum..
Bilinmezlikler ve idrak edemedigim gerçekler tam açıklıga kavutsu derken,
Kendimi yine yeniden, sakinlikten yoksun fırtınalı deryalarda buluyorum…
Savasıp mucadele edip, ben ben oluyorum….
Korkutmuyor artık ne yalnızlık karasına boyanmıs duvarlar,
Nede, yalnız basıma geçirdigim anlarda, beynimi kemiren tiktaklar….
Ben ben oluyorum mevsimlerin hazanında….
Dert yagmurlarının altında …
Islandıkça büyüyor, büyüdükçe filizler veriyorum,
Filizler umut, filizler mutluluk, filizler, huzur,
Yeryüzünün acımasız cografyasında dikilen,
Kurak sevgi topraklarında büyütülen….
Bir mana tohumu ekiyorum tevekkülle zamanın tarlasına,
Binnnn anlam biçiyorum, büyümesi için gösterdigim sabırla,
Ve ben yürüdügüm yoldaki, güçlük ve engelleri gördükçe,
Dogru yolda olduguma inanıyorum,
Ben ben olarak yasıyorum çünki,
Bir hiç olarak ölmekten korkuyorum…
Bazen çoşup bazen susuyorum,
Ben ben oluyorum bu suskunluklarda…
Yaşanılanlarda beni arıyorum…
Bazen bilinmezliklerde kayboluyorum,
Bazen cesurca yürüyorum, bazen korkuyorum,
Korktukça ben, ben oluyorum, değerlerime sarılıyorum…
Zamanın geçmişten geleceğe akısını izliyorum ve anlıyorum;
DÜN, BU GÜNÜN AYNASI, BUGÜN ISE ,YARININ HÜLASASI……..
Yako
|