1/12/2006 - KAR ÇİÇEĞİ

Bir dağ başında, kimsenin çiçek beklemediği zamanlarda, soğuk şubat sabahlarında, karların altından başını nazik bir eda ile uzatıp dağlara, karlara beyaz-mavi-sarı gülümseyebilen cesur, gururlu, onurlu, zora sevdalı çiçek.. Fırtınalar, tipiler varken, güneş dahi yalancı gülümserken yeryüzüne, bu yalancı ışığa dahi hasret kalmış bir çiçek. Belki siz ona "asi" diyeceksiniz, belki de "garip". Yazlar varken kışı tercih ettiği için, yanında leylaklar, laleler açmadığı için.."Kim görecek ki seni buralarda, bu mevsimde?" diyorsunuz belki de ona. "Kim taa dağ başlarından toplayıp sevdiğinin eline uzatacak ki seni, -güller varken-hem de baharlarda?".. Senin yaşama, güneşe hasretini, zorluklarla mücadeleni, bahara ve güllere inadını-çünkü onları sevmek kolaydır.- anlayamazlar ki kardelenim, özgürlük tutkusu olmayanlar. Çünkü kardelenim, çiçeklerle birlikte baharı müjdelemek kolaydır-bunu her çiçek yapar-, karın, buzun altında ve kış ortasında hem -de yalnız bahar müjdesi vermek cesaret gerektirir. İşte bunun için seviyorum seni. Zorlukların çiçeğisin, zor çiçeksin. Herkesin bilmediği, herkesin sevmediği, herkesin beklemediği tek kar çiçeğisin! Karşılaştığım zorlukların üstesinden gelemeyeceğimi anladığımda, dostlarla ayrılık arama girdiğinde, etrafımda bir müjde aradığımda, üşüdüğümde seni hatırlarım, seni anar, seni hayallerim. Senin temkininle, inadınla, azminle, duruşunla, senin herkese değil seni bilenlere bahar müjdelemenle kendimi motive ederim. Senin kadar özgürlüğü çok sevdiğim için mi, zorları tercih edip, zorları sevdiğim için midir bilmem, sen benim için özel bir çiçeksin. Belki kimse dönüp bakmaz sana. Ama sen yeşil etekli, sarışın minik çocuğusun karların. Sendeki o sadeliği, o çocuksu edayı, asumana çevirdiğin yüzünü, sürekli duada olan minik ellerini seviyorum ben. Özellikle de seni buzların içinde ayakta tutan şükür tesbihlerini... Sen ne yedi renkli ebemkuşağını görürsün. Ne de dağların arkasından yansımasıyla değil bizzat gerçek ışıklarıyla gülleri ısıtan güneşi. Ne seninle aynı türden ama ayrı mekânlardaki soğanlı bitkileri tanırsın ne de hep Leylalara verilen gülleri. Fakat sen hepsinin aksine ve de fıtratımıza uygun şekilde toprakla dostsun. Bir yaz boyu minicik yuvanda nazlı bir bebek büyütürsün. Nazlı ve dirençli. İnançlı ve güzel. Ne seni topraktan iki metre yükseltecek bir gövden, ne de salıncak kurulacak dalların vardır. Sen hep toprak altında, toprak soluklayarak özümüzü yansıtırsın. Çoklukların içinde kaybolmak yerine, kalabalıkların içinde yalnız kalmak yerine, dağ başında dimdik davanı ayakta tutmanı seviyorum belki de. Belki de dünyaya gelişimizin aynı aya tevafuk etmesi veya özümle buluşabilmek özlemidir seni bana sevdiren. Güleri de severim bilirsin hem de çok. Ama gülleri herkes seviyor, biliyor, herkes ulaşabiliyor onlara. Ancak seni bilen, seni seven ve sana ulaşma cesaretini bulanların azlığı, seni kaybetme yüzdeliği ile doğru orantılı olduğundan sen benim için değerlisin kardelen. Sakın yalancı güzelliklere aldanıp ta baharda açma çiçeğim. Garip te deseler sana samimiyetini, özgürlüğünü, mücadeleni, masumluğunu sakın "desinlere, diyorlara(!)" yitirme, yenilme! Unutma, kar olmasa da, kar yağmasa da sen tek kar çiçeğisin!
|