8/11/2006 - ÇAĞ VE DERVİŞ
ÇAĞ VE DERVİŞ
DERVİŞLİĞİN gerçekte ne olduğu iyi bilinir ve anlaşılırsa, çağımız dada geçerli, hem belki her çağdan daha geçerli olduğu rahatlıkla söylenebilir.
DERVİŞLİK, öyle sanıldığı gibi, dünyayla, insanlarla ilgiyi kesmek demek değildir. Dervişlik, rahiplik demek değildir. Dervişlik, kesin bir konum ve görünüm, belli bir biçim alış değil, bir ruh halidir. İçimizde bizim gibi yaşayan insanlar da hiç de kendini toplumdan soyutlamadan bu ruh halinde olabilir. Ve asıl dervişler bunlardır. Çünkü topluma ve insanlara katkıda bulunacak olanlarda bunlardır.
DERVİŞ, ruhunun en derin noktasında bir sır saklar. Bu sır, onunla Allah arsındadır. O yüreğinin bütün gücüyle Allah’ a ve yalnız O’ na ait olduğunu fısıldar durur kendi ruhunun kulağına. Dünyayla ilgilenmez değil. Ama bu ilgileniş yine Allah içindir. İnsanların arasında yaşar ve gece gündüz onlara yararlı olmaya çalışır. Fakat amacı bunlardan bir çıkar sağlamak, alkış ve övüş almak değil, Allah’ın razılığını elde etmektir.
Toplumdan ve insanlardan kaçışta değildir Alalh’ ın razılığı. Derviş kılığı diye bir kılığa girmekte de değil. Gösterişten azade, insanlığa hizmet etmekte ve bu uğurda çile çekmekte dir Allah’ın razılığı.
Çağımız en muhtaç çağ aslında dervişlere, Çünkü materyalizmin kökünü kazıyacak olan yine dervişlerdir. Kirlenmiş politikayı arıtacak ve gerçek devlet yönetimini ve halk hizmeti haline getirecek olanlar yine derviş gönüllü, yüce ruhlu idealistlerdir.
DERVİŞ için bu çağ kadar hizmete imkân verecek çağ olamaz. Gençliği kurtarmak, şüphe ve inkar bataklığında bocalayan ve ahirete çok yaklaşmışken hala imana bile kavuşamayan ihtiyarları bir şimşek hızıyla aydınlatarak bataktan çekip almak, bu ruh pehlivanlarının ve kahramanlarının işi.
DERVİŞ çağ kaçkını değil, tam tersine, çağın ortasına dalan kişidir. İşler niyetlere göredir. Dervişin niyeti çağı Allah hakkından mahrum bırakmamaktır. O, ilk bakışta dünyaya dünya için çalışanla aynı görünüşte olsa bile, buna önem vermez. Kendine güveni tamdır dervişin. Yolunu ve yordamını tam olarak bilendir o. Geçmiş çağların kopyacısı değildir. Geçmiş çağların isterleriyle bu çağın isterlerini ayırt edebilendir.
Teknoloji dervişi aşmamalı, onu dışta bırakmamalıdır. Teknoloji dervişliği dışlayamamalıdır. Çağın mutluluğu ve mutsuzluğu bu noktada gizli. İşadamı, işadamı olmaktan çok işadamı olursa, politikacı, politikacı olmaktan çok politikacı olursa, yüreklerinde bir parçacık olsun dervişlikten eser kalmamışsa, insanlık, gelecek zamanı sağlıkla nasıl kucaklayacaktır? Güne, günlüğe, gündelik ve günübirliğe bu denli kapanan çağ insanı, miras olarak geriye ne bırakacaktır? Faniliğe bu kadar angaje olan çağdan, ateş, kül ve dumandan başka ne kalacaktır?
DERVİŞ gerçek kalıcılığın sırrını bulan, kendisine bu sır buldurulan insandır. Çağın paniğine kapılmayan, çağın rüzgârlarından etkilenmeyen, serinkanlı insandır günün gerçek dervişi. Ana caddelerde yürüyen o olduğu vakit, iki cihan savaşıyla insanoğlunun bahtını karartan çağda büyük değişimin başladığını anlamamızın zamanı gelmiş demektir
Geçmiş zamanın dervişleri bu gün gelmiş olsalardı tüm çağdaş faaliyetler içinde, kendi sırlarını arar bulacaktınız onları. Dağ başlarında veya kapalı cemaat halkalarında değil, toplumun tam ortasında meydanda, tüm sorumlulukları yüklenmiş, tüm risklere göğüs germiş, tüm sorulara gülümseyerek cevap bulmaya çalışırken görecektiniz onları.
İslam’ın manevi yolunun eri, ereni olan derviş, çağımızda, onu, petek petek ören bir mimar gibi işleyecek ve yeni baştan, medeniyetin cevheri gibi değerlendirecek olandır.
SEZAYİ KARAKOÇ
|