7/3/2007 - AYNALAR DÜN GECE KULAGIMA ZAMANI FISILDADILAR...

ZAMAN onu tam anlamıyla anlayıp, hakkıyla tarif edebilmemiz için, bedel olarak bir sürü şey ödememiz gerekir daima…
Aynalara baktığımızda, yüzümüzdeki çizgilerde, yaşanılmışların acısı, kaygısı, telaşı, korkusu, hüznü, sevinci, ümidi, ve huzuru… hepsini görebilmeliyiz…
Aynalara bakmak, görünen surette geçmişin izlerini aramak…bu o kadar zordur amma, bir o kadar da keyifli… Bunu yaparken, yani aynaya bakıp, yüzümüzdeki çizgilerde zamanı anlamaya çalışırken, bazen yaşanılmışların, yada yaşanılamamışların hüznü kaplar yüreğimizi, anlamsız bir korku sarar bedenimizi, pişmanlıklar ve keşkeler kemirir beynimizi… dedim ya bu biraz cesaret işidir ve hissedilenler zamanı anlayabilmek için peşin peşin ödenilen bedellerdir… ve aynalar…yaşanılanların en doğru şahididir… yalansız ve cesurca, gerçek bir dost kadar dürüst söyler hakkımızdaki her şeyleri… ve en doğru şekilde gösteriri zamanın bize verdiği gerçekleri…

Aynanın karşısında zamanda yolculuk…
Neler görüyorsunuz aynada ? Aynalar dünden bugüne neler gösteriyor bize? Neler geliyor aklımıza? Ve hangi duygular, akıyor sadrımıza, geçmişimizden şimdimize…
Yaşanılmış, geçmişte kalmış ama asla unutulmamış, ilk anlar, ilk bakışlar… son anlar, son bakışlar, İlk aşklar ve ayrılıklar.. her şey bu ilk ve sonların arasında gizli… büyük kavuşmalar ve hiç istenmiyen vedalar…başarılar, ve hayal kırıklıkları, sahip olmak istediğimiz hayeller ve uğrunda verdiğimiz amansız mucadeleler, yakaladığımız yada kaçırdığımız fırsatlar…. yüreğimizin bir kuş gibi kanat çırptığı ve her seferinde gerçek sandığı yalancı baharlar…ve karakışlar… hayellerin, gerçeklerin, umutların ve sevinçlerin üzerine çökmüş, katran karası, hüzün yüklü kara bulutlar… sevgisizliğe mahkum edilmiş zamanlar… tutunduğumuz tüm güzellikleri öldürmeye çalışan gönüllü cellatlar… hepside aynadalar ve bir aradalar… görebiliyormusunuz hepsini? Neler hissediyorsunuz? Geçmiş, kapkara bulutlar ve hüzün yağmurlarıyla mı çöktü üzerimize? Gözlerimizmi doluyor? Pişmanlıklar aklımızı başımızdan mı alıyor? Yaşadığımız şu anın huzuru, geçmişin hüznüylemi savaşıyor? Yoksa, söylediğimin aksine, geçmişimizde mutluluk dolu, pişmanlıklardan, korkulardan, acı ve sıkıntılardan uzak yaşanmışların, tatlı hatıraları ve bu hatıraların tarifi mümkün olmayan huzurumu sarıyor yüreğimizi? Ve bu tarifsiz huzur destekliyormu geleceğe dönük hayellerimizi?
Her ne hal içerisinde olursak olalım, geleceğimizi, geçmişin pişmanlıklarına, korkularına ve acı hatıralarına teslim etmeyelim…Geçmişte susmak, şu anda yaşamak ve gelecekte coşmak zamanıdır şimdi… Kısacık ömre geniş anlamlar katmak, küçücük cümlelere derin manalar kazandırmaktır hayatın gayesi, zamandır bunu öğrenebilmenin tek çaresi…ve yaşanılan acı yada tatlı tecrübelerdir bunların yegane öğreticisi…
Çocukluğumuz bir masal, gençliğimiz bir hayal gibi geçti belkide…ve şu anda koskoca bir seneryo var elimizde… yazanı, yöneteni ve oynayan kaharamanı biziz ve bu bilinçle yaşadığımız şimdiki anı sahiplenmeliyiz… Şimdiki an… geçmişin pişmanlığı, geleceğin kaygıları yada, mazinin güzel hatıraları ile geleceğin umutlu bakışları arsında tam ortada bir yerlerdedir, aynalara sorun onlar gösterir…
Zaman, her şeyin değerini bilmemeizi sağlayan…
Zaman, ögrettikleriyle, insanı acziyet ve zayıflıktan arındıran..
Zaman, en büyük acılara ve yaralara merhem olan …
Zaman, Kendi sırlarını içinde saklayan..
Zaman, tevekkül, şükür ve tevazunun hocası…
Zaman, yaşanmışları, yaşanılanları, yaşanılacakları içinde barındıran…akıl almaz bir mekan…
Zaman, hükmedilmesi imkansız bir derin kavram…
Zaman, bilirim, şu aciz aklımla seni tam manasıyla anlayamam…
Yako
|