Hissetiklerim - Ahir Zamanın Biçare Masum Ruhları, Göz Yaşlarına Yükleyin Bütün Umutları - Blogcu



30/3/2007 - KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...

Kategori: Hissetiklerim

 

Tüm ibadetlerimizin kabul olduğu, günahlarımızdan arınmamıza vesile olacak olan gözyaşlarının yüreğimizden taşıp gelen dualarımıza yoldaşlık ettiği bir gece geçirmeniz dileği ve duası ile ….  gönlünüz huzurla dolsun….. Kandiliniz mubarek olsun…

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/2/2007 - Gerçek Sahtelikler...(Dostlar İstedi Diye ....)

Kategori: Hissetiklerim

Çok zor geliyor artık yalnız olmak, çevrendekilere içindeki  fırtınaları anlatamamak, onların basit düz mantıklarına katlanmak, geçici dünyanın sahtre renkleri ve yapay zevkleri karşısında sarhoş olmalarını anlayamamak… istediğin anda sarılacağın bir dost bulamamak, sarılamamak, omuzuna yaslanıp ağlıyamamak… derin gözlerinde kaybolupta huzur bulamamak… çok zor, çok ağır geliyor artık…

 

Öyle zor ki, seni seviyorum diyen yüreklerin, sahteliğini ve yüzeyselliğini görmek, hiçbir zaman karşılığını göremiyeceğini bildiğin derinlikte karşılık vermek ve sevmek… beni anladıklarını sandıkları anlarda tebessüm edip, yalnızlığımı hissettirmemek…

Öyle zor ki, görmek, susmak, tek başına düşünüp, tek başıma yaşamak zorunda olmak… her gün bencil kalabalıklar içerisinde, kazanma ve sahip olma hırsının telaşında, aslından uzaklaşmış bedenler ortasında kalmak, huzurlu yaşamanın savaşında olmak… yara almak, bağırmak, acı duymak ama sesini duyuramamak…

 

Kanserli bir hastanın sekarat anı gibi geliyor şu dünyanın yaşadığımız andaki tabiat ve zamanı…. Ve nefret ediyorum, dünyanın sonu geldi ile başlayan cümlelerden, böyle söyleyipte hiçbir şey yapmayan beyinlerden…

 O kadar sıkılım ki; Toplumun  iki yüzlülüğünden, sahte duyarlılıklarından…… her telden çalan, ve her telden oynayan, fikir dansözlerinden ve kendi acziyetlarini gizleyebildiklerini sandıkları maskelerinden…

 

Evet biliyorum, herkesin kendine göre büyük  acıları, bitip tükenmek bilmeyen hayat kavgaları, unutamadıkları aşkları, vazgeçemedikleri sevdaları, bir türlü aşamadıkları korkuları var….  uğruna kimliklerinden, kişiliklerinden, değerlerinden tavizler verdikleri, hiç yorulmadan peşinden koşturdukları tutkuları var…

İşte belkide sadece bu yüzden, en içten tebessümlerimizi, güvensizlik ve samimiyetsizlikten doğan kaygılarımızın altında saklıyoruz… ne kaygısızca sevebiliyor, nede, taaa yüreğimizin derinliklerinden gelen sevgi yüklü cümleler kurabiliyoruz… çünki korkuyoruz…  riya, kibir, günah kokan nefeslerin, ben merkezciliğin, düşüncesizliğin, bencilliğe teslim olmuş hayellerin, tam ortasında yaşıyoruz ve korkuyoruz….

Hayır, hayır bu gün karamsar değilimmmm, sadece birazdaha gerçekçiyim…. Size yalanmı söyliyeyim, bir güneş kadar ortada olan, ve en az çöldeki sıcaklığı kadar can yakan, tüm güzellikleri kasıp kavuran,  bu gerçekleri nasıl gizleyeyim?

Yok yok, ben sevmedim bu düşünceleri, bir türlü benimseyip kabul edemedim tüm bu gerçekleri… Hemen yatıp uyumalıyım…..Uykumda,  bir yürek dokunmalı yüreğime, ara sıra gelip sadece rüyalarımda yaptığı gibi, dokunmalı yüreğime, yüreğiyle…

Yakınlardayım, farkında değilsin ama ben senin hep yanındayım ve bir gün elimi uzatacağım eline ve gerçek anlamlar yükleyeceğim hayellerine demeli, beni öyle sınısız, öyle kaygısız sevmeli, bunu yüzüne her bakışımda hissettirmeli, gözlerinde kaybolmalıyım, ve bu rüyanın huzuru yüreğimde uyanmalıyım….  her şeyi unutmalıyım, uyanınca, yeniden hayellere sarılmalıyım, sarılmalıyım ki, kalbim yeniden huzura kavuşsun, bu huzurla tüm istek ve arzularım ilahi rıza yolunda buluşsun, yüreğim yeniden, yaşayacak olduğum güzelliklerle coşsun, coştukça tüm bu çirkinliklere karşı koyacak gücü yeniden bulsun, bu güçle, sahte tebessümler, yalancı samimiyetler, bir kene gibi kalpteki huzuru emen, dost yüzlü riyakar maskeler sağ sola savruşsun… aklım ve kalbim kaybettiği ahenge yeniden kavuşsun…

 

                

                                                                          Yako

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2007 - Vahy' in Gölgesinde......

Kategori: Hissetiklerim

 

Her gördüğün geniş yüreğe, ruhunu kemiren  yalnızlığını anlatmak, anlatıp medet umdukça,  seni anlayamayan, anlama çabasında olan bir çift gözle karşı karşıya kalmak,

bu kalmalarda yalnızlığı,  en deriniden, en acısından, en keskininden, en can yakıcısından, en tarifsizinden iyice yaşamak… milyarlarca insanın nefes alı verdiği koskoca bir  dünyada, sanki bir hücrede hapsolmuş hissine kapılmak…..

 

Ve bu yalnızlıklarda aşka sarılamak… aşkın boyasına boyanmak, aşkın deryasında boğulmak, aşkı arzulamak, yanlış olduğuna inandığın aşklardan kaç(ama)mak….. ve bu kargaşanın içerisinde yaşamak…..

 Aşkalara şahit olmak; sonu huzura, sonu vuslata, sonu yalnızlığa, sonu ayrılıga,  sonu ölüme, sonu sonsuzluga  varan asklara sahit olmak…. Korkmak  ama yinede aska sarılmak…..

 şünceler beliriyor içimde, akla sadık kalmaya çalışıyorum, idraksizligin tehlikeli uçurumlarında dolasıyorum…. Her bir anlamsızlıgı ve bunun yaydıgı  karanlıgı, inancımla aydınlatıyorum…

 

Vahy’in ilahi kaideleriyle, mantıgın, bazı gerçekleri yok sayan kesin kuramları arasındaki ince ve keskin çizgilerinde savaslar veriyorum ve hep kazanıyorum… her bilinmezin manasını, her karanlıgın ısıgını, her kilidin anahtarını, her sorunu cevabını,  6666 ayette buluyorum…

Buldukça ben ben oluyorum, dahada güçleniyorum, yaradılıs gayeme eriyorum…..

 

Ben yaşıyorum, yasadıkça bir seyler öğreniyorum, yasadıkça büyüyor, yasadıkça hayatı çözüyorum, ben ben oluyorum,  ben benliğimde kayboluyorum, hiçlikte yeniden var oluyorum…

Uzun cümleler kuruyorum, hayatı yorumluyorum…

Varolusun hikmetini sorguluyorum,

Acizliğimin farkına varıyorum….

Hayret vadisine düşüyor, Yaradana sığınyorum,

Yoruluyor, duruluyorum, durağan zamanlar ve

Fırtınadan önceki sessizlikler yaşıyorum…

Bir yüzüm aydınlık, bir yüzüm karanlık,

Bilmiyorum susuyorum,

Biliyorum, haykırmaya korkuyorum…

 Sonra yeniden cesurca koşmaya başlıyorum..

 Her geçen gün gelişiyorum, değisiyorum,

Yaşadıklarımın derin manası ve dermansız gibi gelen sızılarıyla, kavruluyorum,

Acılarımın mayasıyla yuğruluyorum

Kah ağlıyor ,kah gülüyorum, kah idarkin doruklarına çıkıyorum,

Kah, anlayamadıklarımın, kavrayamadıklarımın uçurumunda dolasıyorum,

Bazen anladıklarımın, bazende anlayamadıklarımın, huzursuzlugunu yasıyorum…

Her dönem değisiyor, söylediklerim,

Anlamak ve anlatmak istediklerim,

Her dönemde hazımsızlıklar yaşıyorum,

Anlamsızlıklara sataşıyorum ,

Hakikatim deyip sarıldıklarımın dışında, her ne varsa savaşıyorum,

Ben ben oluyorum,  bu savaşlarda…

Mücadele edip, sahip olduğum yeni gerçeklerin huzuruna kavuşuyorum..

 Her dönemde , kendi derinliklerimde anlamsızlıklar buluyorum,

Yine  yeniden, kendi kendime savaslar doguruyorum..

Bilinmezlikler ve idrak edemedigim gerçekler tam açıklıga kavutsu derken,

Kendimi yine yeniden, sakinlikten yoksun fırtınalı deryalarda buluyorum…

Savasıp mucadele edip, ben ben oluyorum….

Korkutmuyor artık ne yalnızlık karasına boyanmıs duvarlar,

Nede,  yalnız basıma geçirdigim anlarda, beynimi kemiren tiktaklar….

Ben ben oluyorum mevsimlerin hazanında….

Dert yagmurlarının altında …

Islandıkça büyüyor, büyüdükçe filizler veriyorum,

Filizler umut, filizler mutluluk, filizler, huzur,

Yeryüzünün acımasız cografyasında dikilen,

  Kurak sevgi topraklarında büyütülen….

 Bir mana tohumu ekiyorum tevekkülle  zamanın tarlasına,

Binnnn anlam biçiyorum, büyümesi için gösterdigim sabırla,

Ve ben yürüdügüm yoldaki, güçlük ve engelleri gördükçe,

Dogru yolda olduguma inanıyorum,

Ben ben olarak yasıyorum çünki,

Bir hiç olarak ölmekten  korkuyorum…

 Bazen çoşup bazen susuyorum,

Ben ben oluyorum bu suskunluklarda…

 Yaşanılanlarda beni arıyorum…

 Bazen bilinmezliklerde kayboluyorum,

Bazen cesurca yürüyorum,  bazen korkuyorum,

Korktukça  ben, ben oluyorum, değerlerime sarılıyorum…

Zamanın geçmişten geleceğe akısını izliyorum ve anlıyorum;

DÜN, BU GÜNÜN AYNASI,  BUGÜN  ISE ,YARININ HÜLASASI……..

 

                                                                               Yako

 

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/1/2007 - Aşk-ı Kıyamet (Üçççç)

Kategori: Hissetiklerim

 

Bir hayalsin, yalnız gecelerimi aydınlatan , ayışığı tadında, paylaşılmaz sandığım yalnızlığımın tam oratsında, kaç gece usulca sokuldun hayellerime, olgun bir insan suretinde…

Söylesene sevgili, sen sadece hayellerdemi bu kadar özel ve mükemmelsin, bir gerçeğe dönüşsen, beklentilerime bürünebilirmisin?...Hayelleri gerçeğe çevirebilirmisin? Hüzünlerimden, sevinçler, karanlıklarımdan, aydınlıklar, yalnızlığımdan, mutluluklar doğurabilirmisin? Söylesene sevgili sende beni, benim seni sevdiğim gibi sevebilir misin?...

 

Yitik, buruk, nasıl istersen öyle tanımla ve algıla bu hikayeyi….

Bilmeni istediğim bir şey var bu hikayede;

Yine içimden duvarları yumruklamak, bağırmak, sensizliği haykırmak istiyorum karanlık gecemi aydınlatan hayalinin önünde…

Yine boğazım düğüm düğüm, yine gözlerimden yaş, yüreğimden, sensizliğin şimdiki hali olan, KAN damlıyor.
Ve ben şimdi yine sensizim, yine yalnızım, kimbilir beklide kimselere anlatamadığımdandır bu ağır sızım…

Yokluğunun sızısı ta yüreğimde, beynimde,iliklerimde,  hayellerimde,hayatımın her sahnesinde,

Söyledim ya bu sızı, bir  türlü kavuşamadığım huzurun, kilitli tutulduğu kapıların önünde nöbette,

Hadi gel artık sevgili, bu sızımın ilacı ve bu kapının anahtarı yalnız sende…

 

Evet yine sensizliğin dayanılmaz acısının, ölüme davet ettiği bir gece yaşıyorum, ama korkma, savaşıyorum,  ne bu davete icabet edecek kadar acizim, nede, kulak asmayacak kadar güçlü, bilmiyorum sevgili, bu hikayede  kim suçlu?....

 

Ben tüm zorlukları, hayalinle geçtim, kadere boyun eğip sukut ettiğim, nefsimin isyan sancağını kalbimin tam ortasına dikeceği anlarda sarıldım sana, bir gün çıkıp gelecek oluşuna…

 

Sennn, hayatımdaki meçhul nokta,

Sennn, kanayan yaram,

Sennn, günahım

Sennn, isyanım

Sennn, varlık ile yokluk, hayal ile gerçek arasındaki derin çelişki…

 

Sensizliğin cezası çoktan kesilmiş, yağlı ilmek boğazıma çoktan geçirilmiş, tek suçum seni hayal etmekmiş…

Söyledim ya, seni hayel etmenin cezası ve sensizliğin acısı  boynumda ilmek ilmek ve bu ilmeklerin verdiği her bir acı bir ömür boyu çekilen tüm sıkıntılara  denk…

Ve şimdi çekiyorum cezamı, sensizliğin ölüm sessizliğinde…

 

Hüzün, gam, keder, yaşanılanlar, yaşanmak istenenler, çekilen çileler, yalnızlığa çıkan cümleler, seni anlatan kelimeler, işte tüm bunlar değilmi,  senin uğruna ödediğim ağır bedel? Bu ağır bedelin tüm yükünü çeken şu aciz yüreğim aşkın her halini yaşadı, yaşanmamış bir tek seninle yaşanılacaklar kaldı…

Ve şimdi bana diyorlarki; AŞK dediğin tek hece..

Lakin sevgili bilmelisinki, böyle basitçe dudaklardan  çıkan şu tek hece, benim hayatımda, senin yoklkuğunda huzura ve mutuluğa vurulmuş bir kelepçe…

Bilmiyorum, kaç gece daha şu anda dinlediğim müziğin acıklı melodisi eşlik edecek,gözyaşlarıma, sana yazılan satırlara..

Ve bu satırları yazarken,kaç gece daha tahmmül edbilirim, yerini ancak senin doldurabileceğin boşlıuklara, yalnız senin aydınlatabileceğin karanlıklara…

Bilemiyorum kaç gece daha dayanabilir şu bedenim, yanlız başıma acı içinde geçirilen onca saatin ardından, uykusuz karşıladığım sabahlara….

 

Hayat her ne kadar fısıldasada kulağıma kendi gerçeğini, aldırmam, ben yine umut yapar beslerim seni yaşanılacak sandığım, uğruna koskoca bir gençlik adadıdığım hayellerde, yoksa gülüm ben neyleyeyim, sensiz yaşayacak olduğum mutluluk vaad eden gelecekte…

 

Bu yazdılklarım ne isyan nede sitem, sadece masum bir dilek, içine biraz sabırsızlık, biraz umutsuzluk karışmış bir dilek ve bu dileklerin sahibi, sensizliğin verdiği huzursuzluğu en şiddetli haliyle yaşayan bir yürek….

Bu mevsimden önce, suskunluğun her şeyleri anlatacağını sanmanın rahatlığı vardı üzerimde,  bu histi beklide asi bir ruha bürünmemi engelleyen, isyan taşıyan cümlelerimi dizginleyen….

Şimdi ise ne susabiliyorum, nede, nede eskisi gibi, avazım çıktığı kadar haykırabiliyorum seni karanlıklara…

Bunaldım artık, karanlık odalardan, sezsiz çığlıklarımın yanlıkandığı duvarlardan, umutsuzluklardan, dinmek bilmeyen sızılardan, ve bu ağır duyguların, aşkı unutturmaya çalışan baskılarından…

Bunaldım artık ey sevgili, bu resim gibi nice resimlere senin adını koymaktan, sensizliğe çıkan cümleler kurmaktan, yokluğunun acısına tercüman olan, etrafa hüzün saçan ve  şuanda çalmakta olan parçalardan…

Seni, sensizlikle başlayan cümlelerde yaşadım hep, bir kez bile olsun, yüzünü görmeden, sesini duymadan, elini tutmadan, ama hep yazdım, sensiz geçen günlerin önünde  yılmadan, durmadan, korkmadan yazdım ve dahala yazmaya devam edeceğim, paylaşamadığımız maziye inat, elimde bu satırlarla, hayelinin huzuru yüreğimde, beraber yaşayacak olduğumuz mutlu günlerin önünde nöbet bekliyeceğim, sana yine huzur, sana yine umut, sana yine mutluluk yükleyeceğim, her ne kadar adına hayal deselerde sensin benim tek gerçeğim,  sadece hayellerde bile olsa seni hep seveceğim, vazgeçmedikçe ruhum bedenimden, bende asla senden vazgeçmeyeceğim …..

Çünki, bu hikayede biraz Mevlananın, biraz Yunusun, biraz Mecnunun ateşi var, biraz Eyyubun sabrı, biraz Yusufun kahrı var, şayet böyle değilse sana olan muhabbetim, ey sevgili varlığının ne anlamı var?

Haklı değilmiyim ey sevgili;

Aşk' tı değilmi Mecnunu gerçek kul yapan,
Mecnun değilmiydi bunca bekleyişten sonra,
Leyla' yı unutan, gerçek ''İlahi AŞKA'' kavuşan,
Demek ki isyana bulanmadan beklemek, Aşkın en önemli gereği,
Ve hayalini kurmak, şiirlere yazmak seveceği yüreği.
Zaten bu değilmidir fanideki sevmek hissiyatının asıl gayesi,
Önce aramak, sonra kavuşmak ve doyasıya yaşamak
Ama hemen sonra, ilahi Sevgide kaybolmak...
Gaye bu değilse beklemekten, sevmekten,
Müstahak değilmidir? acılarda boğulmak,
Kavuşsanda sevdiğine, aradığın huzuru bulamamak….




 

Gerçek aşkı bulabilmek, ilahi muhabbetle kaybolabilmek isteği ve duası ile....

                                                                                                                                         Yako

 

 

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2006 - Kurban Bayramımız Mubarek Olsun.

Kategori: Hissetiklerim

 

    Uğruna  kestiğimiz kurbanların yüzü suyu hürmetine Rabbi Rahim olan yüce Allah, bizlerin ,aynı zamanda  aciz ve duyarsız İslam alemininde  kalplerine olması gerektiği kadar merhamet ve sağ duyu nakşetmesi dileği ile Kurban bayramınız mubarek olsun.... 

 

Aynı zamanda

 

 

  Tüm İslam aleminin duyarsızlığı ve vefasızlığı sebebiyle bizler gibi, malının bir parçasını değil, sevdiklerini ve canlarının her zerresini  Hak’ kın yolunda kurban etmeye hazır gerçek müminlerinde Kurban bayramı mubarek olsun...

   

   Ve bu güne kadar Nuru İslam uğruna hiç tereddüt etmeden canlarını kurban etmiş olan Şehitlerimizin de Ruhu şad olsun nede olsa bu bayram asıl onların, Hak' kın yoluna kurban olanların bayramı

Sizlerinde bayramları mubarek olsun Ümmeti Muhammedin İsmail'leri...

 

 

'' Vefasız ve duyarsız ümmetin, vefakar ve fedakar ASLANLARI  bayramınız mubarek olsun…''

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Mostar Kampanya

Kalabalıklar içerisinde yalnızlık çekenler, küfrün karanlığını iman nuruyla delip geçenler, dünyanın masivasına yüz çevirenler, zulmetin içerisinden rahmeti celbedenler, Ümmeti MUHAMMED 'in derdiyle dertlenenler kısacası, Ahir zamanın yükünü çekenler yıllardır gerçek alemin sanal insanlarını tanıdım ve sıkıldım sıra sanal alemin gerçek insanlarında lütfedin düşüncelerimizi çevremizle paylaşamadıklarımızı, umutlarımızı, korkularımızı, sevinçlerimizi hüzünlerimizi, kısacası sahip olduklarımızı paylaşalı

SON YAZILARIM

Kandiliniz Mubarek Olsun
Hayeller ve Gercekler...
Aynalar... Dün Gece Kulağıma Zamanı Fısıldadılar...
Gerçek Sahtelikler... (Dostlar İstedi Diye...)
Vah' yin Gölgesinde
Eriyoruz
Aşk-ı Kıyamet (Üççç)
İncilen Ruhlarımız ve Keşkelerimiz
Yalnızlık
Anladım ki.... (1)
Bayramınız Mubarek Olsun
Atilla'nın ve Benim Aşkım
Mutluluk
Kısa Bir Yaşam Muhasebesi !!!!
Ataol Behramoğlu (ALINTI)
Yirmi beş yaşındayım
KENDİ KENDİNE SORULAR
KAR ÇİÇEĞİ
TEVAZU
Suskun Sokaklar
BEKLENEN (N.F.K)
YALNIZLIĞA DÖNÜŞ
SEN, ŞEHİR VE BU YÜREK
ÇAĞ VE DERVİŞ
AŞK-I KIYAMET 2
SÖBELENMİŞİM...
AŞK-I KIYAMET 1
BİR DOST (Can Dündar)
HAYAT HATA YAPMADAN ÖĞRENİLMEZ !!!
Bayramlarımızın Hakkını Verelim.
GÖZ YAŞLARIYLA HUZURA BOYANDIĞIM GECE!!!
HİZMET ERLERİNİN MECLİSİ
HİZMET ERLERİNİN MARŞI
HOŞGELDİNİZ

BAGLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

KATEGORiLER


DOSTLAR

Semerkand Oku

www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al

Linklerim
Menzil
Pozitif Pazarlama
Semerkand
Radyo onbeş
Mostar Dergisi
Kasr-ı Arifan
SeYeN.net
Seymes
Bilvanis.Net

SEVDiGiM SiiRLER

MONA ROZA

SANA BAKMAK