Dusunduklerim - Ahir Zamanın Biçare Masum Ruhları, Göz Yaşlarına Yükleyin Bütün Umutları - Blogcu



13/4/2007 - VE BİRAZ MOLA...

Kategori: Dusunduklerim

 

Yaşamımda bir çok güzelliğin erken gelen sonlarına alışş birisi olarak blog maceramın da sonuna geldiğime inanıyorum….

Duygularımı ve içimde sızı haline gelmiş, ender insanlara anlatabildiğim hislerimi siz değerli

Blogcu arkadaşlarımla paylaşmak güzeldi…

Yorumlarıyla beni hiçbir zaman yalnız bırakamayan tüm gönül dostlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, çok güzel saatler geçirdiğim bu sayfada, bir süre, hatta uzun bir süre yazı yayınlıyamıyacağım ….  ama, fırsat buldukça yorumlarımla buralarda olduğumu hissettirmeye çalışacağım, yazılarını büyük bir zevkle takip ettiğim dostlarımı her zaman ziyaret edeceğim…

Bilemiyorum, belki eskisi gibi geniş zamanlara sahip olursam, yeniden kaldığım yerden devam edeceğim… Sevgi, dua ve muhabbetle…Allah’ a  ve dostlarına emanet olun..

 

Bağlantı

16/3/2007 - HAYELLER VE GERÇEKLER...

Kategori: Dusunduklerim

şlerimiz ve uğruna bir ömrü değer biçtiğimiz hayallerimiz… ve gerçeğe dönüşme beklentisi içerisinde yani, zamanı hazımsızlığın, sabırsızlığın yaşanmışlıklarında kavrulan, kavruldukça olgunlaşan ruhlarımız….

Hayal etmek, umut beslemekdir…. Umut beslemek, zamanın tarlasına yaşayacak olduğumuz mutlu günlerin  fidanlarını dikmek demektir… sonrasında o fidanları, bazen heyecanla bazen kaygıyla, bazen sevinç bazen hüzün gözyaşlarıyla sulamak gerektir….… Bazen gerçeklerin acımasızlığından bazen, yaşam şartlarının katılığından ve bunların doğurduğu düş kırıklıklarından korumayı…  bilinmezliklerin karamsarlığa davet eden basitliklerine karşı direnmeyi gerektirir… Hayellerin ancak bu zorluklara göğüs  gerdiğin nisbette gerçekleşir… Unutma, bu macerada, korku ve sevinç, arzu ve tutku senin her daim peşindedir..

Bilmeliyizki, hayellerimize ve hedeflerimize kavuşana kadar huzursuzuz, yolumuz uzun…. Bu gerçeklerin arasında yaşamaktan memnunmusun? Şayet memnun değilsen….. bu huzursuzluktan kaçmak, basitliklere sarılıp yaşamak, kendimize ihanettir bunu biliyormusun????

Sen sen ol hayellerinden vazgeçme, basitliği seçip kendine ihanet etme… o güzel hayellerini,  cücelerin dev gibi görünen gölgelerinden korkup terk etme, vazgeçme…….  sahip olabileceğin güzel günlerin fidanlarını, düş kırıklıkları bahçesine gömme….  Ve unutma… şayet cesursan, YAŞAMIN, içinde bulunduğun şartlarla değil, cesaretle arkasında durduğun hayellerinle şekillenir ve güzelleşir….

Korku ve endişenin tutsaklığında, engel ve zorluklara göğüs gerememenin korkaklığında yaşamış olduğun hayat sence ne kadar değerlidir???  Ve hayat bu korkaklığınla sana, zilletten başka ne verebilir??? Zillet ise bir ömür boyu, acı, gözyaşı ve basitlikten başka neler doğurabilir???

Sennnn…..  cesaretin kadar güçlü, sahip olduğun hayellerin kadar değerlisin… yani hayellerin, hedeflerin ve onları gerçekleştirecek cesaretin yoksa koskoca bir HİÇSİN….  Şimdi söyle bana ne olur, bu korkaklığın esaretinde ne kadar yaşayabilirsin? Kendine ve insanlığa ne kadar hizmet edebilirsin?

Ve hayellerine dikkat et…..  sana baş edilmiş nimetler karşısında nankör olma…. Bir adım dahi olsa, kadere isyanın sınrlarını aşma…….

 

Ve öyle dilekler  yada hayeller vardır ki,duyduğunda hayatta başka bir şeye sahip olmanın hayalini kurmaktan utanırsın…….  Mesela;

Bir suçlu vicdanı tarafından azad edileceği anı…

Bir yaşlı, isyan etmeden,  acılar içerisinde kıvranan yıpranmış bedeninin huzura kavuşacağı mekanı… yani mezarını…..

Bir idam mahkumu, yağlı ilmekten kurtulacağı ve afedileceği zamanı…

Bir gurbetçi, vatan hasretinin biteceği, bir türlü alışamadığı yabancı yüzlerin, farklı dünyaların, maneviyatsız ve inançsız kalabalıkların soğukluğundan uzaklaşacağı, hasretle sevdiklerine kavuşacağı günü ve anavatanına ayak bastığında, kutsal saydığı, belki bir ömür bagrında hasretini taşıdığı vatan topraklarına  secde edeceği anı hayal eder….

Veeee…….. Azrailin ünüformalı bir asker kılığında dolaşğı, savaş mermilerinin hiç adres sormadan, Azraile hizmet  edercesine suçsuz bedenlere saplandığı, her yerden acı çığlıkların yankılandığı bir şehirde…… hayal………… silahların susmasıdır, Azrailin yaşadığın topraklardan uzaklaşmasıdır, çığlık ve feryadların sukut bulmasıdır… barış güvercinlerinin gökyüzünde korksuzca uçuşmasıdır… korku ve endişeden uzak, mutlu ve huzurlu günlere kanat çırpmasıdır…. Ve yine böyle bir coğrafyada hayal….  bir BABANIN evinden dışarı çıkarken bir daha sağsalim geri döneceğinden, döndüğünde çocuklarını yaşıyor, koşuyor ve gülüyor görebileceğinden emin olmasıdır….   

 

Anlıyormusun??? Hissedebiliyormusun??? İşte hayellerini bu gerçekleri göz ardı etmeden belirlemelisin, bunlara  benzer sıkıntıların yoksa şayet, önce şükretmelisin,  ondan sonra dilemelisin yada hayal etmelisin….. Ve yüreği olan hiç kimse bu yaşanılan gerçekleri göz ardı ederek, sahip olduğu, bombalanma endişesinden uzak, ailesiyle saadet içerisinde yaşadıkları evlerinin yerine, daha geniş ve bahçeli evleri…..yada renginden sıkıldığı ithal arabasının bir üst modelini hayal etmesin… Kendi dünyasında yaşayan, acılarının dinmesi, acizliğinin sona ermesi için  ölümü arzulayan yaşlı insanı, vicdan azabı çeken suçluyu, vatan hasretliği çeken uzaklardaki dostunu, savaşın tüm çirkinliğini ve korkusunu içinde hisseden ve acımasızlıgın ortasında kalmış hiçbir şeyden habersiz masum çocukları, katil mermilerinin varlığını  ensesinde hisseden anaları, babaları ve bu insanların kurdukları hayelleri görmezden gelmesin…. Nankörlük etmesin…. Şüküretsinnn  alışık olmasada, bir kezde olsa onlar için hayal etsin ve dilesinnnn…..

 

 

                                                                          Yako

 

 

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/3/2007 - AYNALAR DÜN GECE KULAGIMA ZAMANI FISILDADILAR...

Kategori: Dusunduklerim

 

ZAMAN onu tam anlamıyla anlayıp, hakkıyla tarif edebilmemiz için, bedel olarak bir sürü şey ödememiz gerekir daima…

Aynalara baktığımızda, yüzümüzdeki çizgilerde, yaşanılmışların acısı, kaygısı, telaşı, korkusu, hüznü, sevinci, ümidi, ve huzuru… hepsini görebilmeliyiz…

 

Aynalara bakmak, görünen surette geçmişin izlerini aramak…bu o kadar zordur amma,  bir o kadar da keyifli… Bunu yaparken, yani aynaya bakıp, yüzümüzdeki çizgilerde zamanı anlamaya çalışırken, bazen yaşanılmışların, yada yaşanılamamışların hüznü kaplar yüreğimizi, anlamsız bir korku sarar bedenimizi, pişmanlıklar ve keşkeler kemirir beynimizi… dedim ya bu biraz cesaret işidir ve  hissedilenler zamanı anlayabilmek için peşin peşin ödenilen bedellerdir… ve aynalar…yaşanılanların en doğru şahididir… yalansız ve cesurca, gerçek bir dost kadar dürüst  söyler hakkımızdaki her şeyleri…  ve en doğru şekilde  gösteriri zamanın bize verdiği gerçekleri…

Aynanın karşısında zamanda yolculuk…

Neler görüyorsunuz aynada ? Aynalar dünden bugüne neler gösteriyor bize? Neler geliyor aklımıza? Ve hangi duygular, akıyor sadrımıza, geçmişimizden şimdimize…

Yaşanılmış, geçmişte kalmış ama asla unutulmamış,  ilk anlar, ilk bakışlar… son anlar, son bakışlar,  İlk aşklar ve ayrılıklar.. her şey bu ilk ve sonların arasında gizli… büyük kavuşmalar ve hiç istenmiyen vedalar…başarılar, ve hayal kırıklıkları, sahip olmak istediğimiz hayeller ve uğrunda verdiğimiz amansız mucadeleler, yakaladığımız yada kaçırdığımız fırsatlar….  yüreğimizin bir kuş gibi kanat çırptığı ve  her seferinde gerçek sandığı yalancı baharlar…ve karakışlar… hayellerin, gerçeklerin, umutların ve sevinçlerin üzerine çökmüş,  katran karası, hüzün yüklü kara bulutlar… sevgisizliğe mahkum edilmiş zamanlar… tutunduğumuz tüm güzellikleri öldürmeye çalışan gönüllü cellatlar… hepside aynadalar ve bir aradalar… görebiliyormusunuz hepsini? Neler hissediyorsunuz? Geçmiş, kapkara bulutlar ve hüzün yağmurlarıyla mı çöktü üzerimize? Gözlerimizmi doluyor? Pişmanlıklar aklımızı başımızdan mı alıyor? Yaşadığımız şu anın huzuru, geçmişin hüznüylemi savaşıyor? Yoksa, söylediğimin aksine, geçmişimizde  mutluluk dolu, pişmanlıklardan, korkulardan, acı ve sıkıntılardan uzak yaşanmışların, tatlı hatıraları ve bu hatıraların tarifi mümkün olmayan huzurumu sarıyor yüreğimizi?  Ve bu tarifsiz huzur destekliyormu geleceğe dönük hayellerimizi?

Her ne hal içerisinde olursak olalım, geleceğimizi, geçmişin pişmanlıklarına,  korkularına ve  acı hatıralarına teslim etmeyelim…Geçmişte susmak, şu anda yaşamak ve gelecekte coşmak zamanıdır şimdi…   Kısacık ömre geniş anlamlar katmak, küçücük cümlelere derin manalar kazandırmaktır hayatın gayesi,  zamandır bunu öğrenebilmenin tek çaresi…ve yaşanılan acı yada tatlı tecrübelerdir bunların yegane öğreticisi…

Çocukluğumuz bir masal, gençliğimiz bir hayal gibi geçti belkide…ve şu anda koskoca bir seneryo var elimizde… yazanı, yöneteni ve oynayan kaharamanı biziz  ve bu bilinçle yaşadığımız şimdiki anı sahiplenmeliyiz… Şimdiki an… geçmişin pişmanlığı, geleceğin kaygıları yada, mazinin güzel hatıraları ile  geleceğin umutlu bakışları arsında tam ortada bir yerlerdedir, aynalara sorun onlar gösterir…

 

Zaman, her şeyin değerini bilmemeizi sağlayan…

Zaman, ögrettikleriyle, insanı acziyet ve zayıflıktan arındıran..

Zaman, en büyük acılara ve yaralara merhem olan …

Zaman, Kendi sırlarını içinde saklayan..

Zaman, tevekkül, şükür ve tevazunun hocası…

Zaman, yaşanmışları, yaşanılanları, yaşanılacakları içinde barındıran…akıl almaz bir mekan…

Zaman, hükmedilmesi imkansız bir derin kavram…

Zaman, bilirim, şu aciz aklımla seni tam manasıyla  anlayamam…

 

                                                                                                   Yako

 

 

                                                                                                                                     

 

 

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/2/2007 - Eriyoruz

Kategori: Dusunduklerim

Her an erimekte olan değerlerimizle, git gide bizi biz yapan farklılıklarımızdan tavizler veriyoruz, hiç acı çekmeden ve hissetmeden…

Beyinlerimizi  ve kalplerimizi uyuşturmuşlar sanki,  sanki dünyanın sahte renkleri, narkos etkisi yapmış hayatlarımızda…

Ve yüreklerimiz artık, tek tük çarpar olmuş vecd ile…..

Ve bizler her  geçen gün birazdaha eriyoruz, her geçen gün birazdaha değerlerimizden uzaklasıp, ahlakımızdan tavizler veriyoruz,  ve bu halimizle her gün birazdaha maddeye tutsak, manaya uzak simalara benzeşiyoruz….

Belki farkında değiliz ama, maalesef, ebedi sadetimizi, gafaletle geçen kısacık bir ömre kurban veriyoruz…

Huzura giden yollarımızı, menfaatlerimizin klavuzlugunda takip etmeye çalısşyor ve hep yolumuzu şaşırıyoruz… Ruhumuzu hırsın ve açgözlülüğün zincirleriyle zincirlemiş, gaflet kilidiyle kilitlemişiz…..

Evet koskaca ebedi saadetimizi ortalama yetmis senelik, sınırlı ve asla ruhlarımızı tatmin edemiyecek olan, numune zevklere feda ediyoruz, her geçen gün o güzel mesrebimizden birazdaha uzaklaşıyoruz,  gerçek huzuru, menfaatlerimizin klavuzlugunda, yanlısş yerlerde, maddenin kirli varlığı içerisinde arıyoruz…

Bu arayış yolculuğunda farkında olmadan her geçen gün kalplerimize yeni putlar dikiyoruz, bu putları hepimiz, mal, mülk, para, makam, mevki diye biliyor ve tanıyoruz, gerçekten farkında değiliz ama,  şu azıcık ömür sermayesini çok hoyratça harcıyoruz ….

Simdi suçu, ne düzenin acımasızlığına, ne yalnızlığımıza, nede tüm bu masivaya karsı koymanın zorluklarına yükleyemeyiz, adımız, kimliğimiz belli biz; ‘’Ahir Zaman ‘’ ümmetiyiz….

İşte tüm bu sebeblerden ötürü diğer tüm ümmetlerden değerliyiz.... İşte sırf bu yüzden, hiç bir hatamızı gafletimizi ve suçumuzu, basit bahanelerle meşrulaştıramayız…

Her ne şartta ve hangi zamanda yaşarsak yaşayalım,  bir rüya kadar kısa sürecek olan şu emanet hayatlarımızı, emredildiği şekilde yaşamalı,  bu uğurda tüm zorluklarla ve masiva avcılarıyla göğüs göğüse savasmalıyız, Hak’ kın huzuruna bu mucadelerimizin haklı gururuyla çıkmalıyız.

 Evet dostlar bunu yapmalı, yer yüzünün tüm kirli düzeniyle savaşmalı ve başarmalıyız, bizlerin varlıklarına istinaden yüce yaratıcı tarafından söylenmis olan ‘’ Yer yüzünde Kendime Bir Halife Yarattım’’ ilahi övgüsüne  layık olmalıyız, korkmamalıyız, yılmamalıyız, çirkinliklerin üzerine, günahlara inat, sevap tohumları saçmalıyız ….

                                                                                                      

                                                                        Yako

Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/1/2007 - İncilen Ruhalarımız Ve Keskelerimiz

Kategori: Dusunduklerim

    

Yaşamla mücadele ederken,  soluk soluğa kalmış , yorulmuş bir beden,  yıpranmış bir ruh, ve ardı arkası kesilmeyen istek ve arzuların vermiş olduğu bu acı, ne kadar daha tırmalayacak yüreğimizi? Ve ne zaman rahat ve huzur içerisinde yaşayabileceğiz yeryüzünde, bedenlerimizi ve ruhlarımızı yıpratmadan, kahrolmadan, pişmalıklara takılmadan…

Bazen diyorum ki;

Keşke bir liman olsa, hırçın yaşam denizinin dalgalarında boğuşmaktan yorulmuş gemimizi, bir süreliğine de olsa kızağa çekip bir nebzede olsa dinlenebilsek ve sonara yeniden durulmuş, kaygı ve korkulardan kurtulmuş bir kimlikle, hergeçen gün dahada kötüye giden düzenin, o hiç düzelmez dediğimiz ve umudumuzu yitirdiğimiz yönlerini, heyecanla selamlayabilsek, kaygılarımız umuda , korkular ımızı  cesarete dönüşebilse....

Keşke, bir anda olsa, geçmisin hatalarından, her aklımıza geldiginde, karnımızı  agrıtan, afakanalar bastıran anılarından  kurtulabilsek…

Keşke  zamanın ve acımsız madde düzenin dişlileri arasında ezilen incinen şu ruhlarımız yeniden, yasanmasını istedigimiz, mutlu ve huzurlu günlerin heyecanıyla coşabilse,  pes  edecek seviyeye geldigimiz su çirkin düzenin üzerine cesurca yürüyebilse, korkmadan ve kaygılanmadan…

Keşke, tutkularımızın çığlıklarını susturabilsek bir an ve erdem sahibi, kamil bir insan süretine bürünebilsek, zaaflardan ve gafletten sıyrılabilmiş, bilge bir insan suretine….

Keşke,  bu kadar  pişmanlık dolu keşkeler olmasaydı hayatlarımızda ve sarılıp sahiplenebilseydik, özleyebilseydik, ne yapamadıklarımızın, nede yaptıklarımızın pişmanlıklarını duymadan, keskeşiz  geçmişlerimizi…

                                                        Yako

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Mostar Kampanya

Kalabalıklar içerisinde yalnızlık çekenler, küfrün karanlığını iman nuruyla delip geçenler, dünyanın masivasına yüz çevirenler, zulmetin içerisinden rahmeti celbedenler, Ümmeti MUHAMMED 'in derdiyle dertlenenler kısacası, Ahir zamanın yükünü çekenler yıllardır gerçek alemin sanal insanlarını tanıdım ve sıkıldım sıra sanal alemin gerçek insanlarında lütfedin düşüncelerimizi çevremizle paylaşamadıklarımızı, umutlarımızı, korkularımızı, sevinçlerimizi hüzünlerimizi, kısacası sahip olduklarımızı paylaşalı

SON YAZILARIM

Kandiliniz Mubarek Olsun
Hayeller ve Gercekler...
Aynalar... Dün Gece Kulağıma Zamanı Fısıldadılar...
Gerçek Sahtelikler... (Dostlar İstedi Diye...)
Vah' yin Gölgesinde
Eriyoruz
Aşk-ı Kıyamet (Üççç)
İncilen Ruhlarımız ve Keşkelerimiz
Yalnızlık
Anladım ki.... (1)
Bayramınız Mubarek Olsun
Atilla'nın ve Benim Aşkım
Mutluluk
Kısa Bir Yaşam Muhasebesi !!!!
Ataol Behramoğlu (ALINTI)
Yirmi beş yaşındayım
KENDİ KENDİNE SORULAR
KAR ÇİÇEĞİ
TEVAZU
Suskun Sokaklar
BEKLENEN (N.F.K)
YALNIZLIĞA DÖNÜŞ
SEN, ŞEHİR VE BU YÜREK
ÇAĞ VE DERVİŞ
AŞK-I KIYAMET 2
SÖBELENMİŞİM...
AŞK-I KIYAMET 1
BİR DOST (Can Dündar)
HAYAT HATA YAPMADAN ÖĞRENİLMEZ !!!
Bayramlarımızın Hakkını Verelim.
GÖZ YAŞLARIYLA HUZURA BOYANDIĞIM GECE!!!
HİZMET ERLERİNİN MECLİSİ
HİZMET ERLERİNİN MARŞI
HOŞGELDİNİZ

BAGLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

KATEGORiLER


DOSTLAR

Semerkand Oku

www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al

Linklerim
Menzil
Pozitif Pazarlama
Semerkand
Radyo onbeş
Mostar Dergisi
Kasr-ı Arifan
SeYeN.net
Seymes
Bilvanis.Net

SEVDiGiM SiiRLER

MONA ROZA

SANA BAKMAK